Sedir Adası Kumu

Ada tarihi dokusunun yanında Anadolu’nun hiçbir kıyısında bir benzerinin görülmediği kumuylada ilgi çekicidir. Bu eşsiz kumun ünlü Romalı komutan ve hatip Marcus Antonius tarafından Prenses Kleopatra için Mısırdan getirildiği söylencesi adanın, Mısırlı kraliçe Kleopatra  adıyla anılmasına neden olmuştur. Kristal kumlar, karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesinden meydana gelmiştir. Deniz suyuna karışan karbonatça zengin tatlı sulardaki karbonat, ince bir kum tanesi etrafında halkalar halinde biriken oolit ve pizolit kumları oluşturmaktadır. Sedir Adası kumsalında ooid kumu meydana getiren etkenler bugüne kadar kesin olarak saptanamamıştır.


      Antik Dönem Kalıntıları

Gökova Körfezi’ni Daça-Bozburun Yarımadası ile kara ve denizden bağlayan ticari ve stratejik konumu ile önemli bir geçiş yolu üzerindeki Kedreai kentinin Klasik Çağda varlığı bilinse de yerleşim en parlak dönemini kalıntılardan ve yazıtlardan anladığımız kadarı ile Hellenistik Dönemde yaşamıştır.

Adada Hellenistik döneme ve öncesine ait ayakta kalan en önemli kalıntılar surlardır. Adayı neredeyse ortadan ikiye ayıran kıstağın doğu bölümü surlarla çevrilidir. Tiyatronun doğu yanından kuzey ve güneye yönelen surlar, adanın kıyı çizgisine yakın yükseltileri izleyerek sivil ve dinsel yapıları çepeçevre kuşatmaktadır. Ayrı surlar Roma ve Bizans döneminde de onarılarak kullanılmıştır.
Adanın en dikkat çekici yapısı tiyatrosudur. Sağlam olarak günümüze ulaşan tiyatro, kuzey yamaçta, kent yerleşiminin merkezinde, doğu yanından geçen surların dışında konumlanmıştır. 2500 kişilik tiyatronun sahne binası büyük ölçüde tahrip olmuş, buna karşın caveası (oturma sıraları) oldukça iyi korunmuştur. Mükemmel duvar işçiliği, tiyatronun Hellenistik orijinli olduğunun önemli belgesidir. Kedrea’deki tiyatronun başka bir özelliği de Rhodos’un karşı yakasında bilinen üç büyük tiyatrodan biri olmasıdır.
Kedreai’de M.Ö 2. ve 1. yüzyılda Tanro Apollon Kültürü’nün egemen olduğu, kentte ele geçen yazıtlardan anlaşılmaktadır. Apollon, Karia’nın baş tanrısıdır ve Kedreai’de de tapım görmüştür. Tapınım kendisi için özel olarak inşa edilmiş bir teras üzerinde yerleşiktir. Kederai’de Apollon Pyhlos ve Apollon Kedrieus kültürünün varlığını belgeleyen  M.Ö 2. yüzyılın 1. çeyreğine tarihlenen yazıtlar da bu tapınak terasında bulunmuştur. Tapınak duvarları büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kutsal alanda bulunan girlandlı sunaklar M.Ö.1. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

 
sedir adası resimleri
Kendi Objektifimden
Sedir Adası 2008
sedir adası ben 55samsun55
sedir adası 2008
 
Sedir Adası
sedir adası 2008
sedir adası 2008
Sedir - İskele
 
 

KALINTILAR

Sedir Adasında yerleşim adayı ikiye ayıran isthmos’un (kıstak) doğu tarafında oluşmuştur.Kentin tiyatrosu, kutsal alanları, konut, liman ve diğer pek çok önemli sivil ve dinsel yapıları, surlarla çevrili bu alan üzerindedir. Nekropol alanı, liman ve diğer sivil yapıların bir bölümü adanın doğu yakasındaki anakarada diğer bir kısmı ise adanın karşısındaki iki küçük adada yer almaktadır. Adada Hellenistik, Roma ve Bizans dönemine ait birçok eser bulunmaktadır.

ORATA ADASI VE KÜÇÜK ADA
Orata Adası’ndaki kalıntılara genel olarak bakılırsa, bunların gösterdikleri işçilik ve yapı tekniğin daha çok Bizans geleneğini yansıttığını söyleyebiliyoruz. Adanın yüksek noktasındaki bir gözetleme kulesi dışında olasılıkla tersane olabilecek bir yapı yanında şapel ve kıyıda yerleşik bir kaç liman yapısı dışında yapı kalıntısı görülmez. Küçük ada ise kıyıdan kolayca görülen lahdin gösterdiği gibi nekropol alanı olarak kullanılmıştır.

ANAKARA; LİMAN VE NEKROPOLİS (MEZARLIK)
Adanın doğusunda kalan anakara tarafında Koy Tepe ile Gözleme Tepe arasında derin bir koy görünümündeki alanda küçük bir limana ait kalıntılar bulunmaktadır. Limanın arkasındaki anakara ise kentin nekropol alanıdır. Değişik tipteki ada ve sandık mezarlarının çoğu kaçak kazılarla tahrip olmuştur.

BİZANS DÖNEMİ KALINTILARI
Tarihi kaynaklarda adanın Bizans dönemine ait çok az bilgi bulunmaktadır. Buna karşın adadan günümüze ulaşan kalıntıların büyük bir kısmı Bizans dönemine aittir. Kalıntılar bize adanın Bizans döneminde önemli bir ticari ve dinsel merkez durumunda olduğunu göstermektedir.
Kıstığın doğu tarafında sahil boyunca denizin içinde surlara doğru karada izleri bugün bile takip edilebilen liman yapıları adadaki ticari yapılaşmanın günümüze ulaşan kalıntılarıdır. En önemli ticari yapı kıstağın arkasındaki sağ koyun güneyinde yer alan agoradır.
19. yüzyılda adayı ziyaret eden gezgin ve araştırmacılar kentteki ticari etkinliklerin merkezi agora olarak bu yapıyı göstermişlerdir. Agora, Bizans dönemine kadar çeşitli değişikliklere uğramış, günümüze Bizans dönemindeki biçimi ile ulaşmıştır. Geniş bir alanı kaplayan bu Bizans yapısı bir avlu etrafında yan yana sıralanan mekanlardan oluşmaktadır. Bu yapıda Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait duvar dokularını bir arada görmek mümkündür.
Bizans dönemi varlığının en önemli yapıları hiç kuşkusuz dini yapılardır. Adada ikisi kıstağın batı tarafında olmak üzere beş büyük kilise ile birçok şapel bulunmaktadır. Bu kiliselerden en büyüğü kıstağın batı tarafında yer alan ve Büyük Bazillika olarak adlandırılan yapıdır. Antik malzemeler kullanılarak İnşa edilmiş olan yapı M.S. V. VI. YÜZYILLARA TARİHLENDİRİLMEKTEDİR.

Kıstağın doğu tarafında surla çevrili alanın içinde adanın ikinci büyük bazilikası bulunmaktadır. Yapı içinde erken döneme tarihlenebilecek birçok mimari plastik eser bulunmaktadır. Sedir adasının bir diğer kilisesi doğu limanı kıyısında yer almaktadır. Apsisleri denizin içinde olan yapının bazı noktalarında taban mozaikleri görülmektedir.



Copyright ©
www.sediradasi.com 2008
sitede bulunan fotoğraflar wowturkey.com ' dan alınmıştır.